itiraf ediyorum,3.tekil şahısım ben
21/2/2007 ·
Aşk şiirlerinde o diye adım geçer,hani vardır ya,bilirsiniz,kanırtır kanatır gider...peşime düşersiniz.Gecelerce sayıkladım adını dersiniz.Adım yoktur oysa benim,itiraf ediyorum,3.tekil şahısım ben.kendi bilir sevemediyse dersiniz,kendi kaybeder dersiniz.Kaybetmem aslında,bilmezsiniz.Hep vardır bir bildiğim,siz yıkıntıya dönüşürken ben yine doğarım kendimden.Sizin kalbiniz kanarken ve yanarken,ve acıyla kıvranırken,ben kalbimi ararım yeryüzünde.İtiraf ediyorum,3.tekil şahısım ben,sizden hep uzak hep tekil...
9 yorum yazılmıştır
Yazan: Asiste | Tarih: 2007-02-23 18:40:29
Konu: ''O'' Olayı ve ''O''ndan alınan Hayat Dersi
Yıl doksan küsur okul gezine bir yerlere gittik mekan mevzu bahis değil önemli olan bu yerin denizlik bir yer ve mevsimin bahar olması Bahar mevsimi tabiyeti itibariyle aşk kokan sıcaklık kokan çekim gücünün yüksek olduğu bir mevsimdir.Ama bir nüans var aşk da kime aşk bu protatipi üstünde taşıyabiliyor musun o fotoğrafta bulunabiliyor musun önemli olan bu.Çeşitli gruplar var şimdi belirteceğim değişik küme grupları.....
1 Kızlar ve Erkekler:Ben Erkekler grubundayım
2 Popülerler ve Unpopüler :Popüler ya yakışıklı olurlar ya muhabbetleri sağlam olur yada herhangi bir ortam aktivitesine karşı yeteneği olanlar (müzik,güzel şiir okuma,güzel konuşabilme...)
Unpopüler ise konu başlığımızda bulunan itilenlerdendir yakışıklı değildir
muhabbeti futbol , hayt-huyt,kültür ve zeka gerektirmeyen her konu
Ben yukardaki grubun fiziksel özellikleri hariç (her ne kadar olay daha sonra çirkin ördek yavrusu hikayesine dönmüştür.) bütün hepsine sahibim ama serde haytalık olduğu için kan aşağıdakilere çekiyor.
Kızlar:1 Çok güzel olanlar ve bununda farkında olanlar
2 Ortalama olup zekasıyla ve erken yaşta elde ettiği seksiliğiyle bir üst kademe de adı anılanlar vardır.
3 Güzel olup bunun farkında olmayıp boş takılanlar
4 Ve fiziksel ve zekasal hiç bir avantajı olmayanlar vardır.
Benim platonik aşkım ikinci gruba dahildir.
Deniz kenarında bir bahar akşamı hava çok güzel deniz kenarındayız iki ayrı ateş yanıyor bir ateşin başında eli gitarlı bir kaç kişi etrafında toplanmış kızlı erkekli bir grup o günün trendi rock şarkıları söyleniyor.Ortamın loş olması tüm kusurları kapattırıyor.Ve O orda oturuyor , bir güzellik bir endam, nasılda söylüyor Sade den ''Smooth Operator'' ü ve öteki taraf da 20' yakın erkek bağıra çağıra TDK inadına doğu şivesinde arabesk söylüyor Bu grubun ortasında ben denize daha yakın bir yerde flütümle belki de o zamanda hiç kimsenin bilmediği Johan Sebastian Bachtan Baderine çalıyorum(Sonradan nokia cep telefonları çıktıktan sonra on kişi beni aramıştır.) ve O beklemediğim bir anda yanıma gelip ''bizimle takılmak ister misin'' diye sordu ve belki de o anda dünyanın en mutlu kişisi ünvanını bana verdi. İçimden parmak şıklattım öyle uzun zamandır platonik aşkım olan kız beni bulunduğu kızlı erkekli ortama çağırıyordu daha ne isteyebilirim ortam güzel, insanı şekil ve platonik aşkın orda ve de Sen davet alıyorsun hayatının değişmesine ramak kalmış Ama uzaktan gelen o ses ismimi anan lanet olası ses bir gün önce söz verdiğim futbol maçına davet ediyor.O zamanlarda delikanlılık, söz tutma gibi kriterler çok önemli başımdan aşağı sıcak sular dökülüyor.''Ama senin işi var herhalde'' gibi kibarca kararlılığı açık ve net olan söz dünyamı yıkıyor biraz önce girmeme ramak kalan o güzel ortamın kapıları sonuna dek kapıyor.Evet diyorum hiç istemezce flütümü çantama koyuyorum paçalarımı dizime kadar çemriyorum ve gidiyorum sonra maça başlıyorum o gruba yakın bir yerde oynadığım İtalyan stili futbol, ayaklarımın çevik, belimin kıvrak olması erkek grubunda el üstünde tutulmamı sağlarken; o grubu ve o grubun içinde bulunan ''O'' nu hiç mi hiç ilgilendirmiyor.Ondan sonra yaptığım aşk besteleri ve şiirlerle dolu tamamı 5 volume olan kasetler kurtarma yazılısı yerine geçmiyor.Sözlünün sıfır olması ve kanaat notuyla sınıfta kalıyorum ve günden sonra kendime bir hayat felsefesi belirliyorum
'' Sen sen ol Biz olma''
:)))Asiste,müthiş keyifli bir hikayeydi,yani en azından okuyan için;)Siz erkeklerin sorunu futbolu çok ciddiye almak ya da ne bileyim ya,neden karşımıza hep yanlış zamanlarda yanlış yerlerde çıkarsınız ki?;))Teşekkür ederim öykün için,ellerine sağlık.
Düzenleyen cehennemdebirmevsim gün: 24/2/2007 saat: 08:50
Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-02-23 17:32:10
Konu: düzeltme
"3. tekil şahısın için avuntu" yanlış bir cümle "3. tekil şahıs için avuntu" bu doğrusu
Bu notunu görünce düzelttim başlığı,ama madem düzelttim bu düzeltmeni neden düzenliyorum,bilmiyorum.tamam,sustum!
Düzenleyen cehennemdebirmevsim gün: 24/2/2007 saat: 08:52
Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-02-23 17:19:20
Konu: 3. tekil şahıs için avuntu
vermek ve almak üzerine
bir geyik yapardık eskiden. erkekler hep derler ya "hatun olsam herkese verirdim" diye. erkek düşüncesiyle kadın olmak. yada kadın düşüncesiyle erkek. sanırım süreç tersine işliyor hep. erkekler büyüdükçe kadınlaşıyor, kadınlar büyüdükçe erkekleşiyor mu ne? vermek ve almak üzerine muhabbetler. çocukluğumuza verip gülüyorum şimdi o hallerimize ama o bendim eskidende olsa. kadın erkeği ayıran şey bu öğrendim zamanla. içiyorduk bir gece gizli bahçe denen sevmediğim mekanda. yayılabileceğin bir yer değil sıkış tepiş. oturmaktan kıçına ağrı girer ki “bilge” insanlar topluluğu takılır hep. kadınlar erkekler müzik alkol eğlence. herkes rolünü güzel oynuyordu her zamanki gibi. ben aştım hocam o konulara tokum edalarında “cool” takılan erkekler ve erkeklerin masasındaki piyon kadın, her zamanki rolünde. bir gün birisi vardı yanımda kim hatırlamıyorum. devamlı anlatıyordu. terk edilmek, aşk, özlem, bağlılık, acı, gibi şeyler söylüyordu. sevgilisi mi terk etmiş ne. Hiç kimse benim gibi sevemez onu aptallık etti beni bırakmakla. bir yandan da kesiyordu ortalığı ama ! böldüm lafını! sevişmek ister misin, hem de şimdi dedim! EVET dedi tereddütsüz. kim gel dese giderdi bizim oğlan. orada oturan her hangi biri. tanımak değildi önemli olan. içine girse bir şeylerin saatlerce anlattığı “büyük, eşsiz acıları” ansızın geçerdi. Sevmez olurdu birden bire “çok” sevdiği 3. tekil şahısı. anlattım sonra “anlayacağını” bile bile. herhangi bir kadın sevişmek istese bir harem kurabilirdi kendisine rahatlıkla. çünkü erkek demek "aç" demekti. "kolay elde edilen" yani. "en azından beden ve ruh olarak ama ruhu çok ucuzdu". sonra tersini düşündüm. bir erkek sevişmek istese ? harem kurmayı bırak bir yana :) oradan iki kişi olarak ayrılma ihtimali bile düşüktü aslında. ayıran şey bu işte sizleri! toplum yetiştirdi bizleri böyle. kadın yaparsa sürtük, erkek yaparsa aferin çapkın oğluma oldu. Kadın kaçtı sürtük olmamak adına erkek kovaladı çapkın olmak dürtüsüyle. çıkart amcaların pipini görsün sohbetleri yapılan yerlerde kadın saçını gösterdi diye namussuz oldu .ürkekti kadın. erkek saldırgan. en feminist geçineniniz bile hoşlandınız maço tavırlardan. öğretiler dürtünün önüne geçemedi ama hiç bir zaman . görünürde "aç" olsa da erkek, o açlığı doyuracak tek şey içine girmek değil "güvenmek" ti. güvenmek huzur demekti. hepsi bu ̷
O kadar haklısın ki...Ne toplumuz ama değil mi,yazını okurken düşündüm de,evet,aç erkekler ve namusunu koruması gereken kadınlar!Erkeklerin gözünde yatılacak ve evlenilecek kadınlar...Sanki namuslu diye ayırdığımız kadının da yok mudur cinsel istekleri ''kötü kızlar''kadar?
Güven,güven....peki erkeklere ne zaman güveneceğiz?
Düzenleyen cehennemdebirmevsim gün: 24/2/2007 saat: 08:43
Yazan: mth | Tarih: 2007-02-23 10:27:10
Konu: 3. şahsın şiiri
http://mth.blogcu.com/2026609/
Hemen açıyorum mth,teşekkürler:)
Düzenleyen cehennemdebirmevsim gün: 24/2/2007 saat: 08:23
Yazan: anvil | Tarih: 2007-02-23 09:36:05
Konu: ½
Günaydın "O"...;)
Günaydın Anvil,güne selamınla başlamak ne hoş...;))
Düzenleyen cehennemdebirmevsim gün: 24/2/2007 saat: 08:20
Yazan: barış | Tarih: 2007-02-22 13:40:46
Konu: özledim
her son bir başlangıç değil midir?
kanayan için, kanatan için.
kanamak kanayabilmek kanatmak yada.
tepki verebilmek olan bitene. üzülmeyi özledim.
saç baş dağıtıp yemekten kesilmeyi. öldüm ben diyebilmeyi.
uzun saçmalıklar yazmayı, O'na hitaben. Yazabilir olmayı yeniden.
İçimdeki boşluğu
Onsuzluk hissini
Kaybetme korkularını
Kazandığını sanma heyecanını
Bir sürü "ilk" leri saymayı, aklına kazımayı
Terkedildiğinde duyduğun berbat hissi.
Gitme demeyi, diyebilmeyi.
İğrençliklerimi
Güzelliklerimi
"Duygu"larımı, çocukluğumu!
doymak bilmeyen sümüklü, arsız, şımarık bebeler gibi hissediyorum kendimi, devamlı şikayet ederim ama hiç bir zaman elimdekinin değerini bilmem. devamlı isterim hiç vermem. sıkılır giderim hem .
ilkler,heyecanlar,ne güzeldi herşey ve ne güzel olacaktır yeniden yaşanınca herşey!sıkılmak da bi hayat belirtisidir,ya da hobisi sıkılmak olan biri olarak sadece kendimi kandırıyorum:)şiirin için sağol Barış...
Düzenleyen cehennemdebirmevsim gün: 22/2/2007 saat: 20:10
Yazan: karanlık1 | Tarih: 2007-02-22 13:13:45
Konu: teşekkür
selam ben itiraftan karanlık1,
öncelikle bana yazdığın için teşekkür ederim..hakkımda biraz peşin hüküm vermişsin..yalnız ben biraz internette acemiyim,o yüzden vermiş olduğun bu adreste sana nasıl cevap yazabileceğimi bilemedim,acemiliğime say.yorum bölümüne tıklayarak sana şu an yazmış olduğum bölüme ulaştım,umarım eline geçer..sana şimdilik 6-7 ay kadar önce zor durumdaki bir arkadaşıma yazdığım şiir vari mektubumu yolluyorum.bu şiir benim ve eski arkadaş çocukluk arkadaş grubumun dönemini anlatıyor.umarım beğenirsin.eline geçtiğini bana yazarsan diğer yazabildiklerimide gönderirim.şimdilik hoşçakal..
BEN SENİ OTUZYEDİ YILDIR TANIRIM ORHAN
Ben seni otuzyedi yıldır tanırım Orhan,
hakim,savcı bilmez,ben bilirim seni.
tekme tokatla geçmiştir çocukluğumuz.
kimileri avrupa mamalarla büyürken,
biz ana sütünden başka birşey görmemişiz
belki o yüzdendir kimilerine göre anamızı daha kutsal saymamız.
ben seni otuzyedi yıldır tanırım Orhan;
hakim savcı bilmez,ben bilirim seni.
altı yedi kardaş bir o kadar horanta
birde düşmüşsen analık eline,
vay ki vay haline...
üstte yok başta yok,okuldan önce başlar iş hayatı,
iş adamlığımızın ilk sınavıdır simit tablası,
ayakkabı boyama sandığı...
daha tanışmadan okul çantasıyla,
biz bu mesleklerle atıldık hayata.
oysa kimileri giderken ana okuluna,
biz ekmeğin telaşındaydık akşam sofrasına...
ben seni otuzyedi yıldır tanırım Orhan,
hakim savcı bilmez, ben bilirim seni.
en son ihtilalin çocuklarıyız biz,
aynı mahallede büyüyen abilerimizin,
sağ sol diye birbirlerini nasıl kırdıklarını gördük.
kendi oyuncaklarını kendi icat eden bir nesildik biz.
yani demem o ki,açlığa ve yoksulluğa talimliydik.
yani proteinsiz,yani kalorisiz,yani vitaminsiz,
yani,yani,yani bu yüzden fazla gelişmemiş beynimiz.
herhalde o yüzden bir türlü ezberliyemedik kerat cetvelini.
kafamız bir türlü basmadı matematiğe.
hiç anlayamadık cosinusu,tanjantı,logaritmayı ve pi'nin üç virgül ondört olduğunu...
vitaminsizlikten dostum vitaminsizlikten,
yoksa milyoner sami'nin,avukat ibo'nun çocukları,
zehir gibiydiler maşşallah..
yada biz tam bir odunduk birader,
en fazla mobilya olurdu bizden
ama üstümüzdeki cilayı kazıyınca yine çıkardı odunluğumuz meydana.
ben seni otuzyedi yıldır tanırım Orhan,
hakim savcı bilmez,ben bilirim seni.
ama bizimde güzel günlerimiz oldu,
Halime ablanın bahçesinden çaldığımız zerdalinin,tadı yok artık.
kamyonlardan indirdiğimiz tuğla ve karpuz karşılığında aldığımız üç kuruşun,
hiç bir değeri yok artık.
lağım suyunun aktığı,içinde yüzdüğümüz Budaközü ve Diğçayı akmıyor artık.
zaten bozuktu,dahada bozuldu herşey.
boklu Hüseyin kanserden öldü.
Metin'in lakabı deliydi,harbiden delirdi sonunda.
ne vali,ne kaymakam olan bir arkadaşımız çıktı
ne milletvekili,ne bakan.
artık orta yaşı devirdik Orhan.
bundan sonra bizden ne sap olur,ne saman.
sabun fabrikaları bizi bekler.
bu saatten sonra kahrımızı ne anamız,ne'de başkaları çeker.
bilirsinki biz neyimiz varsa dostlarımızla paylaştık.
şu gök kubbede tek budur bize baki kalan.
ve hala bilmiyorsak ananasın tadını,avakodanın rengini,suç bizdemidir be Orhan?...
ben seni otuzyedi yıldır tanırım Orhan,
hakim,savcı bilmez,ben bilirim seni.
içerde üç türlü mahkum vardır,
bir siyasiler
iki adli suçlular
üç kader mahkumları.
her ne kadar bizim bildiğimiz kader ondört numarada olsada,
sen kader mahkumusun orhan
ya hayat sana yalan söyledi,
ya da dünya yanlış,bizde yanlışız.
incelesek bütün serancamını,
görürüzki arkadaş uğrunadır tüm maruzatın.
bilirim tükenmez insanlığa aşkın
kalbinde kötülük yok bilirim
ama sen bilesinki bu dünya; puştun,çakalın.
o yüzden ne yapsak boşadır,
anlatamazsın havada kalır meramın...
ben seni otuzyedi yıldır tanırım Orhan,
hakim,savcı bilmez,ben bilirim seni.
ne zamanki kirli yorganımızı atıp sırtımıza
çıkmışız gurbete,
o zaman farkettikki
memleketten ibaret değilmiş dünya.
ne yazıkki geç anladık
delikanlılığın kalleşlik olduğunu.
atı alan üsküdarı geçmiş dostum
hikayeden ibaret kalmışız.
ne yapsak,ne etsek faydası yok,
''parsel parsel bölüşmüşler dünyayı.''
pirince gücümüz yetmediğinden
zorunlu kalmışız bulgura talime.
bilesinki beklemek boş artık,
bize çift okey gelmez.
sinek ikiliden başkası tanımaz bizi.
ya seve seve,
yada bildiğin gibi bu deveyi güdeceğiz orhan.
kendimizi kandırmanın alemi yok
el yağ bal'la gününü gün ederken,
bize kuru soğan,göğ çökelekten başka nasip yok.
yani aha geldim aha gidiyorum
şen olasın Halep şehri hesabı...
ben seni otuzyedi yıldır tanırım Orhan,
hakim savcı bilmez ben bilirim seni.
biz çekemedik papatyanın polenlerini genzimize.
dudağımızda uçuk bir sevinçle,
uçurtmamızı salamadık,
özgürlük mavisi gökyüzüne.
yaşayamadık çocukluğumuzu
kavgalarda tükettik gençliği
ne voltranı oluşturabildik,
ne de gölgelerin gücü adına himen olabildik
geçti bizden orhan
kocadık artık.
hani bahtsız bedeviyi çölde kutup ayısı düzermişya,
işte o hesap
bizim kör talih bu saatten sonra ancak ardıynan güler.
zaten anamız sarımsak babamız soğan,
bizdende kivi olacak değilya.
yani kısacası,
bu dünya köküne kadar pisliğe batmış Orhan
ne yaparsan yap
sıvanıverir üstüne
kader deyip yatamazsın
karşında milyarlar
hastir çekip gidemezsin
ben seni otuzyedi yıldır tanırım Orhan
öyle kolay pes edemezsin
kirlensede tüm evren
kendinle birlikte onu yeniden beyaza çevirmelisin....
yazan: İsmail ERK.
ben yazılarını okudum karanlık,senin yaptığın gibi.internet sahtedir evet,ama bi insan icadı ancak bir insan kadar sahte olabilir.Şiir için teşekkürler,içimi acıttın,umarım senin için acımaz bir daha...buraya ulaşamazsan mesaj kutuna da yazacağım,hoşçakal.
Düzenleyen cehennemdebirmevsim gün: 22/2/2007 saat: 20:07
Yazan: anvil | Tarih: 2007-02-22 10:09:30
Konu: ½
her 3. tekil şahıs vakti geldiğinde -di li geçmiş zamana döner...
evet,ne bencillik değil mi benimkisi,açtığın yaranın hep kanamasını istemek,ama merhem olmayı reddetmek.Bencilim,duygusuzum yanlış aşklara koşup kalp kırmak,ne seveni ne sevdiğini mutlu edememek duygusuzluksa,ve evet bu benim de canımı acıtıyor....
Düzenleyen cehennemdebirmevsim gün: 22/2/2007 saat: 20:01
Yazan: manavgattan bir deli | Tarih: 2007-02-21 23:13:23
Konu: konu olması şartmı ya. konu monu yok. sinir etme adamı
bu yazıyı sevdim doğramışsın yüreğini klavyeden satırlara
teşekkür ederim manavgatlı deli;)tamam kızma sen,yazma konu falan,sana lafı mı olur?bekliyorum yorumlarını:))
Düzenleyen cehennemdebirmevsim gün: 21/2/2007 saat: 23:20